2.5. Kültürün boyutları

Kültürün Boyutları

Kararlarınızı iş arkadaşlarınıza nasıl ilettiğinizi ya da bir aileye sınır dışı edileceğini nasıl söyleyeceğinizi düşünmek için kendinize bir dakika verin. Sizinle aynı göreve sahip farklı kültürden birisinin bunu sizin söylediğiniz gibi söylemesini bekler misiniz?

Büyük ihtimalle hayır diyeceksiniz. Ancak toplum üyelerinin belli bir durumda nasıl davranıp nasıl tepki vereceğini nasıl ayırt edebiliriz?

İhtimallerden biri kültürün boyutları üzerine çalışmaktır. Kültürün boyutları bütün kültürlerde ortak insan davranışının evrensel kategorilerinin olduğunu ancak belirli sorunlar için çözüm bulmak söz konusu olduğunda kültürlerin kendine özgü tepkiler koydukları varsayımına dayanır (Layes, 2005; Thomas, 2010)

Kültürün boyutları, ulusal kültürel davranışları sınıflandırma ve gözlem yapma şansı sunar ve bu genel bir anlayış kazanmak için faydalıdır. Bize ilginç gelebilecek davranışlara düşünce temeli oluşturmaktadır.

Bir kültüre ait insanların bütün kültürlerin karşılaşabileceği aşağıdaki sorunlarla başa çıkmak için kullandıkları farklı yöntemleri tanımlamayı ve tasvir etmeyi hedefleyen çeşitli kültür boyutları geliştirilmiştir. Burada tanıtılan kültürel boyutlar bunları geliştiren en ünlü kişilerin eserlerinden alınmıştır. Geert Hofstede, Fons Trompenaars, Edward T. Hall ve the Globe Study.

 

Uyarı: Tabi ki birisi ‘özgün’ davranışları açıklamaya çalışırken klişeleştirme riski vardır. Fakat unutulmamalı ki kültürel boyutlar belli bir kültüre ait insanların çoğu için normal ve gözlemlenebilir şeylere dayanan bilinçsiz yönelimlerdir. Başka bir kültüre kendi kültürel bakış açımızdan değil, yargılarımızı bir kenara bırakarak ve tarafsız bir şekilde gözlem yaparak yaklaşılması gerektiğini hatırlamak önemlidir.

 

Güç Mesafesi

Sivil toplum örgütlerinde ya da emniyet güçlerinde hiyerarşik yapılara alışık mısınız? İş arkadaşlarınıza hitap ettiğiniz gibi patronunuza da aynı şekilde hitap edebilir misiniz?

Bu boyut sosyal ilişkilerde dengesiz gücün herhangi bir kültürden gelen insanlar tarafında ne derece kabul edildiği ile ilgilidir. Yüksek güç mesafesine sahip kültürlerde güçlü ve güçsüz arasındaki büyük fark sorun teşkil etmeyen ve beklenilen bir şey olarak görülür. Bu durum benimsenmesi güç karmaşık hiyerarşilere sebep olur.

Düşük güç mesafesine sahip kültürlerde, güç dağılımındaki belirgin farklar çok fazla sorun teşkil eden bir durum olarak görülür ve buna karşı güçlü bir şekilde mücadele edilir. Sonuç olarak bu durum kabullenmesi kolay daha düz hiyerarşilere sebep olur.

 

Düşük Güç Mesafesi Yüksek Güç Mesafesi
Yassı örgüt piramidi Dikey örgüt piramidi
İstişari liderlik Otoriter liderlik
Ast-üst ilişkileri pragmatiktir. Ast-üst ilişkisi kutuplaştırılmıştır.
  • Hiyerarşi yalnızca birinin patrona sahip olmasıyla oluşturulmuştur.
  • Hiyerarşi varoluşçu eşitsizliği yansıtır.
  • Yöneticiler ufak oranda etkilidir
  • Yöneticiler büyük oranda etkilidir

 

Emniyet güçleri gibi bazı alanlarda ‘Güç Mesafesi’ boyutu sınıflar, görevler ve sorumlulukların farklılığını göstermektedir. Ayrıca devlet kurumlarında çalışan elemanların müşterileri ile ilişkilerini göstermektedir. Düşük güç mesafesine sahip ülkelerin aksine, yüksek güç mesafesine sahip ülkelerde elemanların daha az yardımsever ve işbirliği içinde olduğu gözlemlenir.

Genellikle bu boyut astların üstlerinden ne tür bir beklentisi olduğu ve üstlerin bilgiyi nasıl ilettiği doğrultusunda fark edilebilir. Bazı Orta Doğu ülkeleri ve ayrıca Fransa ve İtalya gibi bazı Akdeniz ülkelerinde olduğu gibi astlar patronlarının otoriter bir tavır ile davranmasını bekler.

 

Bireycilik/Grupçuluk

Ailenize, arkadaşlarınıza ya da kurumlara karşı ne kadar sadıksınız?

 

Bu boyut herhangi bir kültüre ait insanların kendilerini ne derece grupçu bir oluşum içinde gördükleri ve kamu yararına hissettikleri zorunluluklar ile ilgilidir. Grupçu kültürlere ait insanlar kendilerini bir grubun üyesi olarak görürler ve hedeflerini gruptaki diğer hedefler ile bir araya getirmeye çalışırlar. Bireycilik kültürüne ait insanlar öncelikle kendilerini özgür bir birey olarak görürler ve sosyal grupların çıkarlarından bağımsız olarak kişisel hedeflerine ulaşmaya çalışırlar.

 

Grupçuluk Bireycilik
İnsanlar ait oldukları grubun çıkarları doğrultusunda hareket ederler. İnsanlar kendi hedefleri doğrultusunda hareket ederler.
Grup/aile referans noktasıdır. Bireysellik referans noktasıdır.
  • Birbirine sıkıca bağlı sosyal çerçeve
  • Birbirinden uzak sosyal çerçeve
  • Görevlerde grup sorumluluğu
  • Görevlerde bireysel sorumluluk

 

‘Grupçuluk/Bireycilik’ boyutu, bazı Asya, Afrika, Doğu Avrupa ve Orta Doğu ülkeleri gibi oldukça grupçu kültürlerde birbirlerine sıkıca bağlı aileler ve aile ya da grup içinde bağlılık ve sadakat şeklinde kendini gösterebilir.

Bazen bütün aile bekar aile üyelerinin saadeti için karar alırlar. Ailenin aldığı kararlarla bir bireyin isteklerini göz ardı edilebilir. Aile, bütün ailenin ortak refahı uğruna bireyleri görmezden gelebilir. Örneğin bu durum aile bireylerinden birinin şansını Avrupa’da denemesi oraya göç etmesi gerektiğinde ortaya çıkabilir. Pek çok durumda Avrupa’ya göç eden kişi ailesini geçindirmek için düzenli olarak para gönderen kişidir. Bu durumlarda aile kararı bekar olan aile bireyinin isteklerine öncelik verir.

 

Belirsizlikten Kaçınma

Polis merkezinde ya da sosyal bir kurumda işlerin nasıl işlediğini anlamadığınızda kendinizi ne kadar rahat hissedersiniz?

Bu boyut karmaşık ve belirsiz durumların herhangi bir kültürde ne derece güvensizlik ve endişe yarattığını gözler önüne sermektedir. Yüksek belirsizlikten kaçınmanın görüldüğü kültürlere ait insanlar için özel ve sosyal yaşamı düzenleyen kurallar büyük oranda özveriye sahiptir. Karmaşık, düzensiz durumlar saldırganlığa bile sebep olabilecek oryantasyon bozukluğuna yaratabilir. Bu da oldukça kompleks ve katı sosyal sistemlerin oluşmasına sebep olmaktadır.

Düşük belirsizlikten kaçınmanın görüldüğü kültürlere ait insanlar için özel ve sosyal yaşamı düzenleyen kurallar daha az özveri gerektirmektedir. Kaos ve belirsiz durumlara nispeten daha sakin bir şekilde tepki verilir. Bu da daha esnek bir düzenleme sistemine sebep olur.

 

Düşük Belirsizlikten Kaçınma Yüksek Belirsizlikten Kaçınma
Normlar ve kurallar beklenmedik sonuçlardan kaçınmada daha az öneme sahiptir. Normlar ve kurallar beklenmedik sonuçlardan kaçınmak için eylemler oluşturur.
Kesinlik ve dakiklik öğrenilmeli ve yönetilmelidir. Kesinlik ve dakiklik doğuştan gelir.
  • Bilgileri kayıt altına alma öğrenmilmeli ve yönetilmelidir.
  • Bilgileri kayıt altına alma doğuştan gelir.
  • Üstlerin gücü konuma bağlıdır.
  • Üstlerin gücü belirsizlikleri ve ilişkileri kontrol altına almaya bağlıdır.

 

Karmaşık ve belirsiz durumlara düşük tolerans gösteren ülkeler bu boyutu gözle görülmeyen şeylere yani stresli durumlara engel koymak için iyi tanımlanmış yapılara ve düzenlemelere sahip olarak gösterirler. Örneğin, göçmenlerin konaklama ya da dil kurslarına nasıl gönderileceğinin kararlaştırıldığı süreçler aşağı yukarı tanımlanmış ve oluşturulmuştur.

Duruma bağlı olarak farklı beklentiler birbirine zıt düştüğünde anlaşmazlıklar ortaya çıkabilir. Çok kültürlü bir ortamda iş arkadaşları ve işbirlikçilere verilen açık ve basit talimatlar, kurallar ve düzenlemelerin yeni gelen göçmenlere kağıt üzerinde, açıkça görülebilecek tabela ya da klavuzlarda yazılı şekilde dağıtılarak verilmesi düzensiz ve karmaşık durumlarda düşük belirsizlikten kaçınmaya sahip olanlar için faydalı olabilir.

Herhangi bir kurumda çalışan belirsizliğe karşı düşük toleransa sahip personelin, örneğin göçmenlerle irtibat haline geçtiğinde, bire bir ve doğrudan iletişim kurmak yerine yazılı belgelere ya da bilgisayarda kayıtlı bilgilere güvendiği düşünülebilir. Bu durumda irtibata geçilen ve örneğin göz teması ve mimikleri eksik bir göçmen ihmal edildiğini ya da ciddiye alınmadığını düşünebilir ve sonuç olarak daha az işbirliği içinde olur ve güvenini kaybeder.

 

Cinsiyet Eşitliği (Globe)

Kurumunuzda kaç tane kadın patron vardır?

Kültürler toplumsal cinsiyet ve eşitsizliği farklı şekillerde ele alırlar: farklı boyutlara indirgerler.

 

Yüksek cinsiyet Eşitliği Düşük Cinsiyet Eşitliği
Kişilere açıkça yüklenen geleneksel roller yoktur Kişilere açıkça yüklenen geleneksel roller vardır
Eğitimde eşitlik Eğitimde kadın sayısının az olması
  • Yönetimde kadın
  • Yönetimde kadın sayısının az olması
  • Kariyer hedefleri hem kadın hem erkek için isteğe bağlı
  • Kariyer hedefi erkekler için zorunlu, kadınlar için isteğe bağlı

 

Almanya, Avusturya gibi batı ülkelerinde, bazı Akdeniz ülkeleri (örneğin, İtalya ve İspanya) ve ayrıca bazı Orta Doğu ülkeleri (örneğin Türkiye, Mısır, İran) gibi düşük cinsiyet eşitliğinin görüldüğü bazı batı kültürlerinde erkek, toplumda baskın bir role sahiptir.

Vocal in Need kapsamında bu boyut belli bir rol ayrımını göstermektedir: Erkekler doğuştan baş komiser, kurum yöneticisi ve benzerdir–kadınlar doğuştan sekreter, asistan ve benzeridir.

Düşük cinsiyet eşitliğine sahip ülkelerden erkekler, üstün pozisyonda çalışan kadınlardan emir almayı sevmeyebilirler. Doğuştan gelen rollerin değişmesine tahammül edemedikleri için kadınlara karşı kibirli ve dayatmacı bir davranış sergileyebilirler.

 

İlişkiler ve kurallar: Evrenselcilik/Tikelcilik (Fons Trompenaars)

Polis memuru ya da sivil toplum örgütü çalışanı olarak yardımınıza ihtiyacı olan bir kişi ile karşılaştığınızı hayal edin. Kurallara aykırı da olsa bu kişiye yardım eder miydiniz?

 

Bu boyut, bir kültürün, insanların bir arada yaşayabilmesi ve herhangi bir koşulda uygulanmasında ısrar edilmesi için herkesçe kabul edilen kuralların tanımlanma ihtimalini ne kadar dikkate aldığını gösterir. Evrenselci kültürler bunun mümkün olduğuna inanırken tikelciler daha güçlü bir şekilde belirli koşullara odaklanırlar ve katı bir şekilde kurallara uymayı reddederler.

 

Evrenselcilik Tikelcilik
Kurallar ve normlar duruma bağlı değildir. Anlık duruma odaklıdır ve istisnalar mümkündür.
Karşılıklı anlaşmaya büyük önem verir. İlişkilere büyük önem verir.

 

Vocal in Need bağlamında ‘Evrenselcilik-Tikelcilik’, örneğin polis memurları/sivil toplum örgütü çalışanları ve göçmenler arasında kendini gösterir.

Evrenselci kültürlerde bütün göçmenler eşittir ve göçmen statüsüne göre davranılır. Müslüman, Arap, ve ayrıca Akdeniz ülkeleri gibi Tikelci kültürlerde bu ülkelerden insanlar ayrıcalıklı olmayı bekler ya da aslında personel ile ilişkileri yüzünden zaten ayrıcalıklıdırlar: baş müfettiş  iyi bir arkadaş olabilir ya da kişisel motifler peşinde olabilir. Bütün bu durumlarda kurallar kişisel tercihler bazında sürekli olarak yeniden müzakere edilir.

 

Tikelci sistem, evrenselci kültürlere anlaşılması güç ve adaletsiz gibi görünebilir, özellikle ayrıcalıklara sahip olmak için öncelikli bir durumda yer almak için hiç fırsat yoksa. Tikelci sistem güvensizlik, acizlik ve sinir gibi duygulara sebep olabilir. Tikelci kültürlere ait insanlar için evrenselci kurallara bağlılık anlaşılması güç ve sinir bozucu görünebilir. Kızgınlık ve gücenmeye bile sebep olabilirler.

 

 

Yüksek/Düşük Bağlamlı (Hall)

Bir sığınmacıya, iltica başvurusunun olumsuz sonuçlanacağını ne kadar açık bir şekilde ifade edersiniz?

İş arkadaşınıza hata yaptığını doğrudan nasıl söylersiniz?

 

Düşük bağlamlı kültürler kendilerini açık bir şekilde ifade ederler. İletilen mesajın odak noktası gerçek anlamdır.

Yüksek bağlamlı kültürler dolaylı mesajlar ile iletişim kurarlar. Üstü kapalı anlamı anlayabilmek önemlidir ve iletilen mesajı doğru bir şekilde çözümlemek için sözsüz iletişim önemlidir.

 

Yüksek bağımlı kültürler Düşük bağımlı kültürler
Üstü kapalı, gizli mesajlar –pek çok bağlamsal unsurlar insanların anlamasına yardımcı olur Belirgin, açık mesajlar –anlık durumdan çok az bilgi alınmalıdır
Çok fazla sözsüz iletişim Sözsüz iletişim daha az önemlidir, sözlü iletişime daha çok yer verilir
  • İçe dönük tepkiler
  • Vücut diline daha az odaklanır
  • Güçlü aile anlayışı
  • Esnek ve açık grup şemaları

 

Bu boyut göçmenlerin sorunlarını nasıl aktardığını ya da deneyimlerini diğer insanlara nasıl anlattığını göstermektedir.

Yüksek bağlamlı kültürden gelen göçmenler, düşük bağlamlı kültürlerin gözünde daha içe dönük ve duygusal anlamda mesafelilerdir. Yüksek bağlamlı kültürlerden gelen insanlar, güvensizlik ve korku gibi duyguları ve hisleri doğrudan gerçek durumu kastetmeden aktarmaya alışıklardır. Bu iletişim türü düşük bağlamlı kültürlerin gözünde ayrıntılı ve karışık olabilir. Düşük bağlamlı kültürler bir sığınmacıya iltica başvurunun durumu gibi bilgileri metafor ya da diğer söz sanatlarının arkasına saklanmadan açık bir şekilde iletirler. Buna alışık olmayan kültürlerin gözünde doğrudan iletişim şekli dostane olmayan, küçük düşürücü ve hatta şok edici olabilir.

 

‘Yüz’ kavramı

‘Yüz’ kavramı kültürel boyut olarak tanımlanmıyor ancak yine de kültürler arasında yaygın olan bir davranış şeması olarak görülmektedir. Kültürlerin zamanla kendi yöntemleriyle çözüm yolları bulduğu evrenselci bir şema olarak görülmektedir

‘Yüz’ kavramı Asya, özellikle Çin, kültürü ile özdeşleştirilir. Ancak Batı toplumları da kendi kültürlerine adapte edilmiş haliyle buna sahiptir ve onur, prestij, iyi/kötü görünüş gibi kavramlarda kendini gösterir ve utanç ve korku gibi kavramlar ile bağlantılıdır.

Asya kültürlerinde, batı kültürlerinde olduğu gibi, ‘Yüz’ kavramı benlik ve bireyin diğer insanların olduğu kadar belirli bir davranıştan nasıl faydalanacağı fikridir. Sosyal normların ihlali yüz kavramının ortadan kalkmasına sebep olabilir.

Özellikle Asya kültürlerinde insanlar (kendilerinin ya da partnerinin) yüz kaybından kaçınma ve (kendi veya partneri için) yüz kazanmaya katkıda bulunma fikrine göre davranma eğilimindedirler ve bu da kişinin imajına olumlu bir şekilde yansır.

 

Bazı durumlarda göçmenler gururlu ve aşırı özgüvenli olabilirler. Bunlar, kurumun sorumlu personelini anlamamak ya da kurumda bulunan herhangi biri ile anlaşmazlık yaşamak gibi ardında korku ya da utanç gibi duyguların olduğu durumlardır. Anlamadığını ya da anlaşmazlığı kabullenmek sadece kendilerinin değil ayrıca konuştukları insanın da yüz kaybına sebep olur. Bu yüzden soyut ifadeler almak bazen zordur.

Kurumun sorumlu personeli ya da polis memurları için iyice düşünmeleri ve göçmenlerin neler hissettiğini anlamaya çalışmaları daha iyi olabilir. Bu durum göçmenlerin duygularını ve düşüncelerini ifade etmelerini kolaylaştırır.